i can't face this life alone.

Sorulacak çok fazla soru ama verilecek çok az cevap vardır her zaman,"susmak" zorunda kalırsın,hayır isteyerek değil,tamamen zorunda olduğun için susarsın.Ama içindeki çocuk çığlıklarla susmanı engellemek ister,duymazsın böyle zamanlarda;
Boş bir şarap şişesine tıkamak istiyordum bütün acılarımı,tıkamıstım ama şişenin kapağı yoktu henüz? Her bir sarsılmada tekrar dökülüyolardı üstüme,çıkmıyordu lekeleri,defalarca yıkamıstım oysa,peki ya gözyaşlarıma ne demeli? hala yanağımda izleri.Tatsız bir kahvenin ağzında acı bir tat bırakması gibi birşeydi bu birazda evet,zira içmeden kokusundan anlamıstım canımı yakacağını.Yavaşça eğildim ve biraz çektim içime,dilim yanmıstı evet,üstüne soğuk sular içtim,sanırım uyustu bu sefer,ağzımda zehir gibi yuvarlanan ayrılık kelimesinin o acı tadını tadar gibiydim.Ağzım yandığından konusamadım aslında,ayrılıkta değildi.Bir nevi tartısmaydı fakat önümdeki sisten anlayamadım ne olduğunu,öksürmeye basladıkca içimdeki çocukta ölüyordu sanki,sesi çok derinden geliyordu,ne yapmam gerektiğini bilmediğimden "peki" diyip geçtim.Fakat içimdeki çocuğun az-biraz ne demek istediğini duyar gibiydim,evet evet "i can't face this life alone" diyordu.Anlamamı bekliyordu,anlamadım.Anlamak istemiyordum çünkü..aynı şeyi defalarca bende ona söylemiştim..Yılların sevgi ve sadakati birikmişti içimde,ben öksürdükçe taşıyorlardı onlar,içimdeki siyahları beyazlarla kapatmak için pastel boyalarla beni boyayan çocuk,bu sefer taşırmıstı boyaları sanırsam,ondan olmalıydıki hevesim kacmıstı.. Duymak istemediğim birçok şey duydum,sanırsam öyleydi evet..bir an içimden " tüm yaşananlar zaman kaybıymıydı?" yani dedim,değildi tabikide ama tüm yaşananların mantıklı bir açıklaması olmalıydı,sebebi: "AŞK" tı.İşte o an dinlemezlikten geldim onu,ne dediğini bilmiyordu.Fazla acımasızdı ve küçük sevimli goblinlerden farksızdı benim için , bebeğim gözüyle baktım bir an ona, " biraz daha mızmızlarsan .." dedim içimden fakat o mızmızladıkça bende "tamam" demek zorundaymısım gibi hissetim kendimi.. Küçük tebessümler geçirdim içimden,hepsi kalbime doğru koşuyordu sanki, ve hiç biri takılıp "düşmediler". Ruhumu öldürdüğümü sanıyordum,öyle olmadığının farkına vardırdı beni.. pinhan duyguların içinde biraz daha yüzdüm,ben kulaclar attıkça arkamda köpekbalığı beni kovalıyormus gibi hissetmiyorum ilk defa,herseferinde aklıma geldiğinde "gülüyorum".Aradan 3-4 saat geçmesine rağmen sıcak suların altında başımı iki elimin arasına aldım ve düşünmeye basladım.Evet sizin deyişinizle "hayat boştur,üzülmeye değmez" doğrudur bu,ama o boşlukları doldurmakta sizin elinizdedirki bunu kanıtlamıstır 'o' bana, hayat boştu evet, fakat onu dolduran birileri var artık benim hayatımda,hepte vardı aslında.. Sağa sola sendeleniyorum baktığım heryerde "sen".. açmaya korktuğum kapılar şimdi açık,hayır "aralık" değiller.. Ve ben ilk defa içimdeki şehrin "denizine" düşürmüyorum güneşimi.. Orda deniz yok derler sevgilim ama,vardır..senin olduğun heryerde arkasından güneşin doğduğu bir "deniz" vardır.


uzağında olmak üşütüyor ama,ne güzel gözlerin vardı senin..

2 yorum:

DonQuijote dedi ki...

magnifik desem?

Morpheus. dedi ki...

Merci desem? :)

Yorum Gönder